Türk Dış Politikasında Medeniyet Söylemi

 

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) 2002'de iktidara gelerek Türkiye'nin, 1990'lı yılların başından itibaren ilk tek parti hükümetini kurmuş oldu. AK Parti'nin ülkeyi geleneksel dış politika rotasından çıkaracağına dair yerli ve uluslararası korkulara rağmen hükümetin, esasen tarihî kökenleri bulunan güvenlik ittifakı stratejilerinden uzaklaşmadığını tespit etmek mümkündür. Bu makalede, Türk dış politikasındaki asıl değişimin dış politika kararlarının yanı sıra dış politikanın söylemsel yöneliminde olduğu tezi ileri sürülmektedir. Avrupa ve Batı'nın modernleşmenin zirve noktası olduğu tezine dayalı Batı-merkezli medeniyet söylemine karşı çıkarak AK Parti, dış politikada Türkiye'yi otantik bir medeniyetin temsilcisi olarak ileri sürmüştür. Bu yeni dış politika yönelimi, medeniyetler ittifakı projesi ve yine Türkiye'nin İslam İş Birliği Teşkilatı'nda oynadığı liderlik rolüyle kurumsallaşmıştır. Bunun yanı sıra Türkiye, Filistin'den Arakan'a kadar birçok Müslüman insan hakları meselesinde sözü en fazla duyulan ülke duruma gelmiştir. Bununla birlikte AK Parti döneminde Türkiye, Batı'dan kendi bağımsız medeniyet kimliğini tanıması talebinde de bulunmuş oldu. Kendi otantik kimliğine yapmış olduğu vurgu ve bu yeni medeniyet söylemi ile Türkiye, bölgenin en önemli aktörlerden biri olarak Orta Doğu politikasına da ağırlık vermeye başladı.