Üst bir tanımlama olarak "Medeniyet", karşı çıkanları ve sahiplenenleri üzerinden çokça tartışıla gelmiştir. Medeniyet kavramı, bugün sosyal bilimlerden uluslararası ilişkilere, tarihten kültür araştırmalarına, "Medeniyetler İttifakı" ve "dinlerarası diyalog" gibi siyasi projelere kadar geniş bir alanda ve farklı düzlemlerde kullanılmaktadır.

Medeniyet kavramı, müspet yaklaşımla ele alındığında çoğu kez, kolektif değerler bütünü, insanlığın en üst mertebesi, barbarlığın karşıtı olarak insani, hukuki, ahlaki tutum ve davranışları ifade eden ve medenîliğin sonucu olarak ortaya çıkan bir dünya görüşü, varlık tasavvuru ve düzen fikri olarak anlaşılmaktadır. Diğer taraftan olumsuzlayıcı bir yaklaşıma konu olarak, işlevsiz bir soyutlama, seküler bir din olarak görülmekte ve tıpkı ulus, kültür ve devlet kavramları gibi meta anlatı veya muğlak tarihî bir kurgu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Medeniyete dair yaklaşımlar, dünya ölçeğinde farklı kültürel ve düşünsel coğrafyalarda, farklı yansımaları ortaya çıkarmıştır. Son yirmi yılda Türkiye'de siyasi toplumsal taleplerin, özellikle dindar çevrelerde medeniyet kavramının bünyesinde dile getiriliyor oluşu, bu yansımaların bir yüzünü teşkil etmektedir. Bu sebeple Türkiye'de İslamcılığın ya da Müslümanlığın, dindarlığın tarihsel seyrini "medeniyet"e dair yaklaşımlarından takip etmek mümkündür denilebilir. Gelinen noktada "medeniyet tasavvuru", "medeniyet fikri" terkipleri ile sıklıkla karşılaşıldığı hâlde kavramın tarihsel seyrinde nasıl bir gücü, hangi değerlerle, ne şekilde tasavvur ettiğine dair fikirleri izlemek zorlaşmış; dahası bu karmaşa içinde, üretildiği zemine nispetle bir iddia taşımayan değerlendirmeler, kavramsal dönüşüm sürecini dikkatle okunması gereken bir sahaya çevirmiştir. Bu durum ülkemizin aydınlarının bir dizi somut adım atmalarını gerekli kılmaktadır. Sevindirici bir gelişme olarak son yıllarda bu doğrultuda önemli çabalar gösterildiğini, birtakım adımların atılmakta olduğunu söyleyebiliriz. İlim ve fikir dünyasında "Medeniyet tasavvurumuz", "Medeniyeti nasıl anlamalıyız?", "Gelenek ile nasıl ilişki kurmalıyız?", "Medeniyet yaklaşımı bize ne sağlar?" gibi başlıklar altında toplantılar tertip edilmekte; bu türden sorular "Medeniyet" üst başlığını taşıyan çeşitli yayın çalışmalarında gerek makale gerekse dergilerin özel sayıları ile derinleştirilmektedir. Kavramsal seyri içerisinde okunaklı bir düşünsel zemin oluşturacağı ümit edilen bu değerli çabalar, yukarıda işaret edilen sorunlarla birlikte ele alındığında kavramın toplumsal karşılıklarını zorlaştıracak, toplumsal, ekonomik ve kültürel iddialarını ortadan kaldıracak bir riski de beraberinde getirmektedir.

Bu türden bir zihnî hareketlilik; "Medeniyet" tartışmaları için, Müslümanlara kattıklarını, katamadıklarını, getirilerini ve götürdüklerini; bir kavram olarak kapsamı, iddiası ve işlevinin analizi bağlamında hassas bir incelemenin gerekliliğini hissettirmektedir. Bunun için son derece geniş literatürün, bugün ve gelecekte nasıl bir düşünsel enerji ortaya koyacağı, geniş ölçekli bir taramanın yapılması ve meselenin entelektüel bir zeminde masaya yatırılması, aklıselim ilim adamlarının ortak merak ve beklentileridir.

"Medeniyet'i Anlamak" üst başlığında uluslararası düzeyde gerçekleşecek bu sempozyum, bu bağlamda önemli bir fırsat olarak öngörülmüştür. Umuyoruz ki, sempozyumun bu amaç doğrultusunda oluşturacağı hareketlilik, medeniyete ilişkin tartışmaları berraklaştırarak tartışmanın gündelik siyasetin kıskacından sıyrılmasına ve derinlikli bir şekilde tartışılmasına imkân sağlayacaktır.